arzuguven34 @ gmail.com

HADİ BAKALIM BUYRUN...

Hikaye hep böyle başlıyor , cok hızlı gelişiyor ve felaketle sonuçlanıyor. Bknz: "Feto! " Türkçe Olimpiyatları'nda "Gel De Bu Hasret Bitsin " haykırişlarıyla Okyanus Ötesi' ne seslendiğiniz günleri anımsadım. Daha 15 Temmuz felaketini yaşamamıştık. Sanırım 3 yıl öncesiydi. Yaklaşık 50 kişilik bir grup hanımefendi ile tesadüf eseri karşilaştığım kamusal bir alanda, " Hocanız siyonist bir ajandır. Vatikan'da Papa'ya bağlılık yemini eden bir vatan hainidir" dediğimde; "Sus kadın! Çarpılırsın" diye üstüme yürüyen hemcinslerimi hatırladım.

Ben değil, butun ülkeyi çarptı hoca (!) 15 Temmuz 'da... 

KOŞ VATANDAŞ KOŞ!

Tarih tekerrürden ibaret ya...Yine aynı şey oluyor. Bu sefer tehlikenin adı: "Menzil! " Devlet kaynaklarını ve kadrolarını, eşitlik ve mutlaka liyakat ilkesi ile dağıtmak yerine, cemaat tarikat ve belli sermaye gruplarına paylaştırmak...

AKP'li eski vekil Hüseyin Besli'nin konuya dair itirafı var. "Sağlık Bakanlığında menzil tarikatınin kadrolaştiğını" dile getiriyor. Ve Emniyet Camiası da aynı kaygıyı taşıyor.

Menzil Tarikatını 90 'lı yıllardan hatırlıyorum. İnsanları otobüslerle Adıyaman'a götürüyorlardı. Haremlik-Selamlık düzende yolculuk yapanların, yer olmayınca onca saatlik yolu otobüsün koridorunda gitmek pahasına katlandığını bile duymuştum.

Oysa ki biz çocukken herşey çok farklıydı. Din alimleri ve ulemalar siyasete dahil olmazdı. Allah ile kul arasına aracı konmazdı. Hocalar nur yüzlü ; gül suyu kokan teyze ve amcalardı. Bir keresinde üniversite sınavı öncesi 7 tane okunmuş pirinç bile yutmuştum, mahallemizin tonton amcasının elinden. "Sadece dua ile olmaz. Çok çalışmalısın." öğüdünü hiç eksik etmezdi. Bizim caminin hocasıydı. Kimseyi çarpmazdı mesela. İyi ve güzel olan herşeyin modası geçti .

Nur yüzlü din adamlarının yerini, cukkasını dolduran üfürükçüler aldı .

Bu 19 Mayısta aklıma yine sen düştün.

Hey gidi Atatürk!

Sen ne büyük adammışsın.