sultanmorgul06 @ gmail.com

TİYATRO GÜNLÜĞÜ

Sağlık Meslek Lisesi,  benim için bir dönüm noktası oldu. Belki çoğu arkadaşım için de dönüm noktası olmuştur. Bazen, keşke diyorum, keşke…  O yıllara geri dönme şansım olsa, aynı arkadaşlar, aynı öğretmenler. Eminim hepimizin bir keşke si vardır.

Okul yıllarıma dönüp baktığımda, hatıralar bazen gözden akan birkaç damla yaş, bazen yüzde tatlı bir tebessüm oluyor. Özel günler de muhakkak bir müsamere hazırlardık. Yine öyle güzel bir gün için okulumuzun kantinin de arkadaşlarla beraber oturduk, oyun yazmaya çalışıyoruz.  Elimizde ne var,  ne yok hepsini düşünmek zorundayız. Neticede Okulumuzu Temsil ediyoruz. Bizi en mutlu eden şey ise, oyun sonunda alınan Tebrikler, alkışlar, Öğretmenlerimizin ve Ailemizin bize bakarken ki gözlerinde ki o unutulmaz gurur ifadesi. Okul Müdürümüz, oldukça disiplinli biriydi. Ders anlatırken, tahta da asla silgi kullanmazdı. Kalın çerçeveli gözlükleri vardı. Eliyle tahtayı siler, sonra burnunun üzerine düşen gözlüğünü yukarı iterdi. Yüzündeki siyah tahta kaleminin bıraktığı izler hepimizi güldürürdü. Müsamere hazırlarken Okul Müdürümüz yanımıza geldi.

SÜRPRİZ

-Kızlar ne yaptınız, oyun hazır mı?

-Az kaldı hocam. Dedi arkadaşım.

-Var mı bizi koparacak bir şeyler?

-Sürprizlere hazır olun Hocam. Dedim.

-Asıl siz hazır olun. En büyük sürprizi ben size yapacağım. Dedi.

O kadar çok ısrar etmemize rağmen en ufak bir ipucu vermedi. Aklımızda planlar kursak da sürpriz in ne olduğunu öğrenemedik. Oyun günü yaklaştıkça, tatlı bir telaş kaplıyordu içimizi. Tiyatro ya inanılmaz bir sempatim var. Taklit yeteneğim de oldukça iyi. Bazen Öğretmenlerimi, Arkadaşlarımı, Hemşireleri, Hastaları, Sanatçıları veya Doktorları taklit ettiğimde herkes oldukça çok beğenirdi. İtiraf etmek gerekirse,  sanırım bu yetenek hala devam ediyor. Tiyatro günü geldi çattı. Oyunumuzu büyük bir özveri ile sergiledik. Gerçektende inanılmaz güzel tepkiler aldık. Oyunumuz bittiğinde, ışıklar yanınca gördüğüme inanamadım. Aslında kimse inanamadı gördüğüne. Rüya gibi. Hala gözlerimi kapattığımda o anı tekrar yaşıyor gibiyim. En önde, bizi ayakta alkışlayan Tiyatro nun duayen leri karşımızda. İnanılır gibi değil.

TİYATRONUN DUAYENLERİ

 Nejat UYGUR, Halit AKÇATEPE, Süheyl UYGUR ve Behzat UYGUR. Bu bir rüya mı? Hayal mi? Kalp krizi geçirmemek elde değil. Hepsi bir birinden değerli. Hepsi bir birinden özel ve kıymetli dört büyük  usta. Tam karşımızdalar ve bizi ayakta alkışlıyorlar. Giresun a bir Tiyatro gösterimi için gelmişler. Hiç unutmam oyunun adı ‘’ŞEYİNİ ŞEY ETTİĞİMİN ŞEYİ’’ Muhteşem bir oyundu. Okul Müdürümüz Rahmetli Nejat UYGUR ile görüşmüş, ve oyunumuzu izlemeye davet etmiş. Onlar da kırmayıp bizi izlemeye gelmişlerdi. Oyun sonu değerli Tiyatro Ustalarımız ile bol bol sohbet ettik.

-Yarın Giresun da bizimde bir oyunumuz var izlemek ister misiniz? Dedi Sevgili Nejat UYGUR hocamız. Dizlerim titriyordu. Nefes almak mümkün mü? Bayılacak gibiyim. Kalbim yerinden çıktı, çıkacak. Okul Müdürümüz ile göz göze geldik. O gözlerdeki ışıltı muhteşemdi. Bu evet anlamına geliyordu.

-Evet. Kesinlikle evet.

-Peki bizim oyunumuzda ufak bir bölümde oynar mısın?

-Kim ben mi?

-Evet. Tabi ki sen.

Bayılmak üzereyim. Ufak bir oyun mu? Sadece o muhteşem kadronun yanında dursam yeter. Oynamaya gerek yok. Sadece söyleyeceğim, beş cümle. Söylemem gereken cümleyi, iki dakikada ezberledim. Bu nasıl bir heyecan, bu nasıl gurur verici bir olay? Gece boyu uyuyamadım. Sabah olsa diye dua ediyorum. Ya hata yaparsam, ya herkesi utandırırsam, ya düşersem, ya sözleri unutursam, ya o muhteşem oyunu mahvedersem? Sabah oldu. Heyecandan bir dakika uyumadım. Okula gittiğimde sanki okulumun yıldızı gibiydim. Tüm gözler üzerimde, ya da ben öyle hissediyordum. Dilek olay, Tiyatronun devleri ile sahneye çıkacağım. O gün okuldan izin alıp provaya gittim.

                                                                          SAHNE                

O nasıl bir kadro ,o nasıl bir yetenek? Resmen oynarken tüm olaylar yaşanıyor. Ekip sanki sahneye sığmıyor, kadro efsane,  sahne nin kokusu o kadar muhteşem ki anlatmak mümkün değil. Hani derler ya, yaşamak lazım. Nerde ne söylemem gerektiğini söylediler. Artık dakikalar kalmıştı oyunu sergilemeye. Heyecan dorukta. Kalbim durdu, duracak. İşte o muhteşem an. Sahnedeyim. Belki söyleyeceğim beş cümle, sanki tüm oyunun başından sonuna kadar ben oynamış gibiyim. İçim içime sığmıyor. Oyun bittiğinde, herkes ayakta alkışlıyordu. Her iki elimde bir sıcaklık hissettim. Seyirciyi selamlarken göz ucu ile baktığımda, bir elimden büyük üstat Nejat UYGUR un, diğer elimden Halit AKÇATEPE nin tuttuğunu gördüm. Gözlerimden süzülen yaşlara engel olamıyordum. Tüm bedenim kafes de ki ürken bir kuş gibi tir tir titriyordu.

Muhteşem oyun sonrası, büyük üstatlarımın beni tebrik ederken, söyledikleri sözler hala kulağımda ‘’ Bir gün seni aramızda görürsek, hiç şaşırmayacağız’’ Bazı şeyler için geç olsa da, hala ufak çapta bazı etkinliklere katılıp, yeteneğimi arkadaşlara göstermekten hiç çekinmiyorum.

Gerçek olaylar, gerçek hayatlar tekrar görüşmek umudu ile sevgiyle kalın.